arkeoloji dunyası
MİL TAŞLARI-3

ARKEOLOJİ DÜNYASI

ARKEOLOJİ ETKİNLİKLERİ

ARKEOLOJİ BELGESELLERİ

ARKEOLOJİ HABERLERİ

arkeoloji haber arşivi

ARKEOLOJİ KAZI HABERLERİ

ARKEOLOJİ KAZILARI

 

ANTİK BÖLGELER

ANTİK KENTLER

ANADOLU UYGARLIKLARI

MÜZELER

TARİH ÇAĞLARI

MİTOLOJİ

Tanrılar-Tanrıçalar-Kahramanlar ve Atrübüleri

ARKEOLOJİ SÖZLÜĞÜ

ARKEOLOJİ MAKALELERİ

 

ARKEOLOJİ KİTAPLARI

ARKEOLOJİ GEZİLERİ

İST. ARK. MZ. SEMİNERİ

 

ARKEOLOJİ GEZİLERİM

ARKEO DOSTLAR

ARKEO İLGİNÇ

SÖZ SİZDE

MESAJINIZ VAR

YEREL ARAŞTIRMACILARIMIZ

ARKEOLOJİ HOCALARI

ARKEOLOJİ SİTELERİLİNKLERİ

 

 

İmparator Sezar Marcus Antonius Gordiano Augustos kimdir?

 

Keklikoluk Köyünde taş bir Sütuna adı yazılan Sezar Markus Antonios Gordianos Agustos'un kim olduğu sorusuna bir cevap vermeden önce, Sezar Markus Antonius'un öncesi siyasi durumlara kısaca bir göz atmak gerekmektedir. Bu yöntemi izlemekte ki amacım, Yazılı taşın tarihi önemini daha sağlıklı değerlendirmemiz içindir.

Sezar Markus  Antonius Gordiano'un yaşadığı tarihi dönem Cumhuriyet sonrası Roma İmparatorluk tarihinin en talihsiz dönemi olarak sayılır, çünkü Roma imparatorluğu kendi içinde ve dışında derin bir siyasi kriz içindedir. Bu krizin birinci sebebi iktidarda bulunan Maximin Thraxtır. Tarihçi Dändliker Maximin Thrax için M.S II ve III yy.da tarihçi olan Herodiana başvurarak şunları anlatır:

"Thrax için Herodian der ki,"Barbar bir soydan gelen Maximin Thrax gençliğinde köyde çobanlık yapan biriydi. Yaşı Kemali geldiğinde askere gider; iri yapılı cüssesi ve güçlülüğü ile kısa zamanda kendini göstermeyi becerir, süvari birliğine kadar yükselir "  

Daha sonra Maximin Thrax İmparatorluğa kadar yükselir. Maximin Thrax'ın bu zorba ve Barbar kişiliğinden dolayı Roma onu hiç benimsemez. Maximin Thrax'ta Romanın kendisini istemediğini bildiği için hiç bir zaman Roma ya gitmez. İdareyi sürekli Roma dışında yapar.

Bu iç çelişkinin verdiği çatışma olsa gerek ki, Maximin Roma'yı ve Romalı soyluları ağır vergilere tabii tutar, bu baskıcı politikanın sonucu olsa gerek ki, Roma da birçok soylu iflasın beşiğine gelir. Bütün bunlar yetmiyormuş gibi, Maximin Thrax yeniden Trakya ya ve Mösiyeye karşı savaş hazırlıklarına başlar. Maximinus Thrax'ın bu savaş hazırlığı planı üzerine tarihçi Clodius şunları anlatır.(Alıntıyı Karl Dändliker yapar)

 "Maximin Sirmium da bulunduğu sırada Okyanusa kadar var olan bütün German topluluklarını kendisine tabii kılmayı sağlamak için bu işi bütünüyle kafasına koymuştu"

 

Bu savaş hazırlığı için emri altındaki bütün valileri vergi temin etmekle görevlendirir.

Karl Dändliker, Die drei letzten Bücher Herodians,-Untersuchungen zur allgemeinen Geschichte von 222-238 n.Chr Sayfa 229,;in: Untersuchungen zur römischen Kaisergeschichte,Hrsg.von Dr.Max Büdinger,Bd. III. Leipzig 1870-Almancadan tercüme tarafımdan

Karl Dändliker, adı verilen Eser, sayfa 240-Almancadan tercüme tarafımdan

 

 

                                      I.Gordiano ve II. Gordiano

 

Bu konunun anlatımını her zamanki gibi yine tarihçilere bırakalım."Gordiano adını annesinin adı olan Ulpia Gordiana'dan almaktadır".

"Ulpia Gordiana" Romalı önemli bir aile olan "traian" soyundan gelmektedir. Bu yüzden baba tarafı Maecius Marullus olan M.Antonius Gordianus Sempronianus Romanus Africanus kendini bir "Gordiano" olarak görmekten övünç duyduğunu söylermiş.

Romanus unvanını da baba tarafının gracchi'lerden ana tarafının da traian soyundan olmasından dolayı Romanus (Romalı anlamındadır)takısını kendine takar.

"I.Gordiano yaklaşık Milattan Sonra 159 yıllarında doğmuş. Afrika Kralı olarak ilan edilmeden önce Markus Antonius Gordianus Sempronianus Romanus varlıklı bir şahıstır. Afrika da geniş arazilere sahip ekonomik olarak oldukça ağırlıklı bir Nüfuza sahiptir."Truimvirat Antonius'sun soyundan gelme bir geçmişe sahip olduğundan dolayı Pompei de büyük bir konuta sahiptir".

 

"Gençliği Marcus Aurelius'un dönemine rast gelmektedir. I.Gordiano bu Kral ve diğer Antonin Soyundan gelenlere hayran olan biriydi ve onları övmekle bitiremezdi. Bu yüzden bir Antoninus olan purulus zamanında Marcus ve Pius adlı şahısları göklere çıkaran manilerini 30 ciltlik bir eserde toplamıştır. Ciceronun eskiyen şiirlerine çalışır ve bir Sofist olan Flavius Philistratosla birlikte Suriye'nin Antakya'sında aynı zamanda okula gider"

Antoninus'un torunu ve Annius Severus'un kızı olan Fabia Orestilla'yla evlilik yapar. Orestilla Gordiano I.'e bir Oğul (Gordiani II, yani babasıyla aynı ismi taşıyan Markus Antonius Gordianus Sempronianus Romanus ) ve Maecia Faustina adlı bir kız çocuğu dünyaya getirir.

"Bir Questor ve Aedil olarak aynı zamanda oldukça zengin olan I.Gordiano halkın gönlünü hoş kılmak için her yıl durumuna uygun Sirk  gösterileri düzenler"

"54 Yaşlarına geldiğinde  Praetor'luğun ardından ca. MS.213 yıllarında ikinci defa Severus Alexander'la birlikte Afrika da  Consul olur."

 

"MS.238 yıllarında Kral Maximinus'un Procurator'u sert idaresi yüzünden katiller tarafından öldürülür."

Curatorun Afrikalı yerli halk tarafından öldürülmesinin nedenini Karl F.W.Lehmann adlı tarihçi şu gerekçeyi tespit eder. Bu Curator "Kral Maximinus'un hâkimiyeti için Afrika halkının sırtında vergileri haddinden fazla arttırır, bu durum yerli halkın öfkesini oldukça yükseltir".Bu duruma aynı şekilde "Gordiano'lar da karşı çıkar. O zamanları yaşlı bir kişi olan I.Gordiano Prokonsul olarak Afrika eyaletini yönetmekteydi ve biçare Roma Senatosundan kendi durumu için olumlu bir tavır takınması için çözüm arar".

"Gordiano'nun bu tavrına Numidien(Tunus) valisi olan ve Maximinusun bu politikasını destekleyen Capellianus karşı savaş açar. Ama Roma da halk Gordianodan yana tavır takınır ve bu çıkarı gözetecek 20 kişilik bir komisyon oluştururlar ".

"Kral Maximin, I.Gordiano'nun bu ayaklanmasına karşı Senatonun desteklediğini öğrenir öğrenmez hemen harekete geçer ve yola çıkar. Bu Senato tarafından desteklenen yeni Krala karşı girdiği bir çatışmada hayatını kaybeder"

 

"Çaresizliğin verdiği bir atılımla Maximinus tarafından bu cüretin hiç bir şekilde af edilmeyeceğini bildiklerinden dolayı Katiller, Procurator'un bir Proconsul olan ve Afrika'nın sempatisini derin şekilde kazanmış olan I.Gordianos'u bir Augustos(Haşmetma) olarak ilan ederler. Ama I.Gordiano bu taltifi kabul etmez".Bu arada da I.Gordianos'a bu unvanına ek isim olarak 'africanus' yedek ismini takarlar. Yani Afrika'yı idare etme ve korumadan dolayı ona bir Romalılıktan ziyade Afrikalı olma duygusunu göstermek için bu unvanı verdiklerini göstermiş oluyorlar.

Böylece Markus Antonius Gordianus Sempronianus Romanus Africanus oluyor.

Dändliker Herodiana dayanarak bu unvan için şu açıklamada bulunuyor,

"Herodian diyor ki, Gordiano'nun  "Africanus" olarak tanınmasının sebebi, oranın yerlisi olan Libyalıları Romalılar böyle adlandırıyordu"

 

"Belki de ayaklanmacıların I.Gordiano'yu Haşmetli ilan etmelerinin sebebi, zaten I.Gordiano'nun onlar ayaklanınca onlardan önce davranarak, ölümle tehdit etmiş olmasından kaynaklanabilirdi. Ne olursa olsun Afrika da bulunan birliklerin bir kısmı bu ayaklanmayı zaten desteklemişlerdi".

 

"I.Gordianos'un oğlu II. Gordiano da ( Markus Antonius Gordianus Sempronianus Romanus) babasıyla birlikte Afrika da yönetimde bulunmaktaydı. Ve babasıyla birlikte "Afrika Legat'ı olarak Afrika'yı yönetir".

 

Tarihin bu anında I.Gordiano'yu anlatmakla aynı zamanda II. Gordiano da anlatılmış olunmaktadır. Oldukça ilginç olan bu durumun ilginçliği şu açıklamaklarda yatmaktadır.

 

Ayaklanma olduktan hemen sonra "I.Gordiano ayaklanmanın yapıldığı esnada Kartagonun güneyindeki Thysdrus'a  I.Gordiano ve aynı şekilde kendi gibi oğlu II. Gordiano'yu da Haşmetli ilan edildiği yere bir Kral takıyla varır. Burada hemen I.Gordiano Roma ya durumu bildirir ve ılımlı bir idare sürdürmekten yana olduğunu açıklayan mektuplar yazar. Tabii ki Senato bu durumu selamlar I.Gordianoyu desteklerken, Maximine karşı açıklamada bulunur"

Baba oğlun aynı anda birlikte yönetimde bulunmasının olgusunu tarihçi Heradion şu açıklamada bulunur:

"Gordiano tahta geldiğinde M.S 238 yılında yaklaşık 80 yaşlarında bulunmaktaydı. Daha tam olarak ifade edilmek istenirse 79 yaşındaydı"

 

"I.Gordianos'un kendi arzusu üzerine oğlu II. Gordianoyu da idareye ortak ederek Afrika da yönetimin başına geçer"

 

Doğrudan doğruya ifade edilmese de, bu açıklamanın satır arası anlamı, I.Gordiano oldukça yaşlı olduğu için istenildiği gibi idarede otorite gösteremez düşüncesiyle "Senato onun bu isteğini kırmayarak Afrika da yönetime görevlendirir"

Tarihçi Herodian'ın bu açıklamasına şu önemli açıklamayla devam edelim. Kral Maximin Afrika da halkın sırtındaki vergileri arttırmak için Valisini geniş olarak yetkilendirirken halk bu baskılara karşı dayanamayarak ayaklanır ve Vergi toplamakla sorumlu şahsı öldürür. Daha sonra bu ayaklanmaya I.Gordiano da  oğluyla birlikte iştirak eder, isyanının haklılığını dikte etmek içinde Roma Senatosuna mektup üstüne mektup yazar. Senato I.Gordianodan yana tavır takınarak Maximinus'a karşı karar alır. Ve I.Gordiano oğluyla birlikte Afrika da idarenin başına getirilir. Ve Kral Maximin Gordiano ile yaptığı bir çatışmada öldürülür. Bu dönemde herkes Kral Maximinius'un idaresine karşı çıkarken, Afrika da Numidien(Tunus) Valisi Cappellianus Kral Maximininustan yana tavır takınır ve I.Gordiana karşı meydan okur.

"III. Augusti adlı Askeri Birliğine emir vererek Cartago üzerine yürür. Bu çarpışmada genç ve tecrübesiz olan II. Gordiano çarpışmada öldürülür"

Oğlunun öldürülmesinin haberini alan I.Gordiano kendini asarak hayatına son verir"

"Her iki Gordianonun da daha sonra ölüleri Roma ya getirilir"

 "Bu durumda her iki Gordiano'nun hâkimiyeti 20 ya da 22  gün kadar sürer"

Paulys, Realencyclopädie I.Cilt, sayfa 2630 Almancadan tercüme tarafımdan

Paulys; Realencyclopädie, Bd. I,S.2629.Almancadan tercüme tarafımdan

Ps, RE. Bd. I,sayfa 2629.Almancadan tercüme tarafımdan

Ps, RE Bd. I,Sayfa 2629

Ps. RE, Bd. I,S.2629-Almancadan tercüme tarafımdan

Ebenda; Ps; RE

Karl. F.W.Lehmann, Kaiser Gordian III-MS.238-244 yılları-Doktora çalışması, Berlin 1911,Sayfa.23-24-Almancadan tercüme tarafımdan

Dändliker, aynı adlı eser, Sayfa.250

Ps. RE. Bd. I,S.2629 ve Karl Dändliker, Die drei letzten Bücher Herodians-Untersuchungen zur allgeminen Geschichte von 222-238 n.Chr. S.243-Almancadan tercüme tarafımdan

Ps. RE. Bd. I,S.2629-Almancadan tercüme tarafımdan

Ps. RE, S.2630-Almancadan tercüme tarafımdan

Heradion VII 5,"=Gord.9,1 adlı kaynaktan Paulys Reaelancyclopädie-klassischen Altertumswissenschaft Bd. I,sayfa 2629 alıntı yapar-Almancadan tercüme tarafımdan

Yukarıda adı gecen eser. Ps. RE. Bd. I, Sayfa 2629

Aynı Adlı Eser, Ps. RE. Bd. I, Sayfa 2629

Aynı eser, Sayfa 2630

Aynı Adlı Eser, Ps. RE. Bd. I, Sayfa 2630

Aynı Adlı Eser, Ps. RE. Bd. I, Sayfa 2630

 

 

Markus Clodius Pupenius Maximus ve Marcus Caelius Calvinus

Balbinus'un  Kral  olarak ilan edilmesi.

 

Marcus Caelius Calvinus bilineceği üzere I.Gordiano'nun kızı olan Maeci Faustina'yla evlenmiştir. Bu evlilikte bir oğlan çocukları dünyaya gelmiştir, o da, III. Gordianodur, yani tarihçiler tarafından Marcus Antonius Gordiano III. olarak adlandırılır.

Biz, III. Gordiano üzerine bilgilere geçmeden önce Keklikoluk ta yazılı Sütunumuzun tarihi önemini daha iyi anlamak için önemli bir tarihi veri olan M.Clodius Pupenius Maximus ve M.Caelius Calvinus Balbinus'u anlatalım.

 

Tarihi kaynakların bu konuda açıklaması şöyledir.

"Her iki Gordiano öldürülmesi üzerine Senato kendi içinden yine iki kişiyi seçerek aynı anda yani Marcus Clodius Pupenius Maximus ve Marcus Caelius Calvinus Balbinus'u Kral ilan eder. Roma halkı bu seçime şiddetle karşı çıkar ve onların yerine Marcus Antonius Gordiano'nun Kral ilan edilmesini talep eder. Halkın bu talebi üzerine Senato bu isteğe boyun büker ve Marcus Antonius Gordianos'u Sezar(Kral) ilan eder"

 

Yani bu açıklamaya göre Balbinius ve Maximus Senatonun Kralları olarak tarihi kaynaklara geçerler. Neden Senato iki adamı birden Kral olarak taltif etmesi sorusuna gelince bu konuda Tarihçiler şu yorumu yaparlar. Herodian adlı tarihçi bu konuda şu bulanık açıklamayı yapar.

"...,Senato, Güçlerin etkisinin tek bir Kralın tayini ile Turanlık etkisi altına girerek yok olabileceğini tahmin etmiş olacağından dolayı iki Kralı birden yetkilendirerek önlem almıştır"

 

Dändliker bu açıklamayı Herodiana dayandırarak yapmaktadır. Tarihçiler hiç bir zorunlulukları olmamasına rağmen Roma Senatosunun bu gibi bir girişimde bulunmasının başka bir izahı olması gerektiğini söylüyor, yani Herodianın bu açıklamasını pek inandırıcı bulmamaktadırlar. Çünkü Senato olağan bir toplantıdan sonra bu kararı alır.

Ama Balbinus ve Maximus Senato tarafından seçilmiştir, fakat Roma da bu gelişmeler cereyan ede dururken, Roma dışında "Gotların korkunç saldırısı başlamıştır. Bu savaşta Gotlar Istros ve Batı Moesiya şehirlerine saldırarak yıkmaya başlamışlardır. Aynı zamanda Carperler de Moesiyaya bir saldırı düzenlerler"

 

Bu saldırıları püskürtmek için Marcus Caelius Calvinus Balbinus ve Marcus Clodius Pupenius Maximus Senato tarafından seçilir seçilmez karşı saldırıya geçerler. Ve bu savaşımda her ikisi de "korkmadan kahramanca çarpışarak ölür".Dexippus adlı tarihçi bu iki insanın ölümünden bu şekilde bahseder.

Yaklaşık olarak M.S 11.Mayıs 238 tarihinden seçildikten sonra Tarihi kayıtçılar tarafından  "99 gün süren bir iktidardan sonra" M.Caelius Calvinus Balbinus ve M.Clodius Pupenius Maximus girdikleri çarpışmada öldürülmek suretiyle sahneden uzaklaşmıştır. Marcus Caelius Calvinus Balbinus Marcus Antonius Gordianos III' ün babasıdır.

Paulys Realencyclopädie-die klassische Altertumswissenschaft-Bd. I,Sayfa 2621 -Almancadan tercüme tarafımdan

Dändliker, aynı adlı eser, Sayfa 261-Almancadan tercüme tarafımdan

Paulys Realencyclopädie, Bd. I,Sayfa.2625- Almancadan tercüme tarafımdan

Dändliker, aynı adlı eser, Sayfa 280-Almancadan tercüme tarafımdan

 

Marcus Antonius Gordiano III.

 

Yukarıda Bu iki Senatörün Senato içinden seçilmesi üzerine Roma halkının ayaklanarak Senatoyu III. Gordiano'yu Kral tayin etmesi için zorlamış olduklarını ve sonunda Senatonun bu baskıya boyun eğdiğini açıklamıştık.

"III. Gordiano yaşlı I.Gordiano'nun torunu ve M.S, yaklaşık 20.Aralık.224.tarihinde Roma da dünyaya gelmiştir. Dedesi I.Gordiano ve dayısı II. Gordiano Afrika da öldüğü zaman III. Gordiano henüz daha 13 yaşlarındaydı"

"M.S, Mart 238 yılında Gordianos III' Senato tarafından Caesar(Krallık) Unvanı verildi. Aynı yılın Haziran ayında da her iki Senato Kralının öldürülmesi ve uygun bir yönetici kişinin olmaması üzerine Senatodaki Praetorlar tarafından Senatonun da tasdikiyle kendisine "Augustus" Unvanı verildi. Böylece İmparator Caesar Marcus Antonius Gordianos Augustus(Haşmetli) olarak ilan edildi"

Bu ilandan sonra III. Gordiano yaptığı ilk iş dedesi ve dayısı Gordiano'ları öldüren Cappellanius'un cezalandırılması işi oldu.

"III. Gordiano tahta gelir gelmez, ilk iş Afrika da Numidien Eyaletinde bulunan ve III. Augusta adlı Ordu birliğini dağıttı ve M.S,238 yılında dedesi ve dayısını öldüren Cappellanius'u cezalandırdı"

 

"Çocuk denilecek yaşta bu büyük sorumluluğa getirildiği için henüz idari işlerin ciddiyetini fark edecek durumda değildi. Bu gibi idari işlerin yürütülmesini annesinin Saray hizmetçileri ele geçirdiler. Sarayda entrikalar işlenmeye başladı. Felicio adında belirsiz biri praefectus praetorio 4.Birliğe Serapammon Legat oldu"

 

"Oldu olacak tam bu yıl içinde Afrika Valisi Sabinianus III. Gordiano'ya karşı isyan etti. Bu isyana karşılık Kral Moritanya Valisini Sabinianus'un üzerine gönderir ve İsyancıların cezalandırılması için Carthagoya getirilmesini zorlar. Moritanya Valisi bu çalışmasında özel bir övgü alır"

M.S.10.Aralık.240 yada 9.Aralık.241 tarihinde III. Gordian ikinci defa Ordinarius olarak Konsüllük görevini üstlenir"

 "M.S 241 yılının ikinci yarısında III. Gordianus Praefectus C. Furius Sabinius Aquila Timesitheus'un kızı Furia Sabinia Tranquillina ile evlilik yapar"

Tarihi kaynaklar,"III. Gordiano'nun evlenmesiyle birlikte yönetiminin de karakterinde bir takım değişmelerin olduğunu, çünkü Kayınbabası C. Furius Sabinius Aquila Timesitheus dizginleri güçlü olarak ele geçirdiğini" anlatırlar.

M.S 241 yılında, tamda III. Gordiano'nun evlendiği sırada Persler yeniden saldırılara başlarlar.

"III. Gordiano M.S 242 yılının baharında törenlerle Junius Tapınağının açılışını yapar. Bu törenden sonra Perslere karşı savaşa girmek için büyük bir orduyla saldırıya geçer. Çünkü Persler ta Kral Maximinus zamanında doğuda (M.S 235-238 tarihinde) Carrhae(Harran) ve Nisibis'e (Nizip) saldırmış, bu yöreyi ele geçirmişlerdi. Bu saldırılardan sonra savaş delisi yeni Kralları Sapor (M.S 241-272) önderliğinde Roma eyaleti olan Suriye ve Antakya ya saldırmaya başlamışlardı".

 "Bunun üzerine Perslerle defalarca yapılan çeşitli çarpışmalardan sonra Persler saldırılarından geri püskürtülür"

 

 

M.S 243 yılında çarpışmalar sonucu Nisibis ve Carrhae tekrar ele geçirilir.

 "Harran(carrhae) ve Nizip(nisibis) ele geçirildikten sonra Chaboras(Habur) boyunca Circesium'a oradan da o günkü Pers başkenti olan Ktesiphon üzerine yürümeye karar verir.

Tam bu esnada başarılarından çok şey borçlu olduğu kayınbabası C. Furius Sabinius AquilaTimesitheus ya askerlerin sadakatsizliğinden yada savaşta çarpışmalarda aldığı yaralarından dolayı ölür"

Kayınbabasının ölümü üzerine yerine Marcus Iulius Philippus Praefectus praetor olarak tayin eder.

 

"Philippus tarafından yaratılan kasıtlı sorunlardan dolayı askerlerin huzurunun kaçacağını ve III. Gordiano'ya karşı isyan edeceklerini çok iyi biliyordu.

Ktesphon yolu üzerinde askerler III. Gordiano'un etrafını çevirirler onu öldürmekle tehdit ederler. III. Gordiano yalvar yakar askerlerden yakasını kurtarmaya çalışırsa da askerlerin öfkesi sakinleşmek nedir bilmez. Ve III. Gordiano Zaitha ila Dura arasında askerlerin ayaklanmasında çıkan bir çatışmada M.S 13 Şubat.244 yılında öldürülür.

Ölümünden sonra III. Gordiano "Augustus" unvanı verilir. Daha sonra ölüsü M.S 23.Temmuz.244 tarihinde Roma ya getirilir.

 

Tarihçiler Gordiano'lar dönemini Roma İmparatorluk tarihinin en bunalımlı ve talihsiz dönemlerinden bir dönem olarak değerlendirirler. Yukarıda anlatılanlar bunu kesin bir şekilde kanıtlar.

Kısa bir sürede 6 Kral ve bir o kadarda Vali işin başına getirilir. Bütün bu bunalımlara rağmen İmparatorluk yaşantısında hayat devam etmektedir. Çocuk ve iktidarsız şahsiyetlerin, güçsüz bir Senatonun varlığına rağmen İmparatorluk devam eder. Çatışmalar düzenlenir, bu çatışmalara girişmeden önce alt yapı sorunu olan hazırlıklar yapılır. Bu hazırlıkların önemli bir bölümü olan yolların yapılması, köprülerin onarılması ve İmparatorluk sınırlarının pekiştirilmesi çalışmaları her şeye rağmen devam eder.

Paulys Encyclopädie, Bd. I,Sayfa 2619-2620-Almancadan tercüme tarafımdan

Paulys Realencyclopädie Bd. I,Sayfa 2623-Almancadan tercüme tarafımdan

Paulys Realencyclopädie-die klassische Altertumswissenschaft- Bd. I, J.B.Metzlerische Verlag, Stuttgart 1894-Almancadan tercüme tarafımdan

Paulys Realencyclopädie-die klassische Altertumswissenschaft- Bd. I, J.B.Metzlerische Verlag, Stuttgart 1894, Sayfa 2625-Almancadan tercüme tarafımdan

Paulys Realencyclopädie-die klassische Altertumswissenschaft- Bd. I, J.B.Metzlerische Verlag, Stuttgart 1894,sayfa 2625

Paulys Realencyclopädie Bd. I,Sayfa 2626

Paulys Realencyclopädie-die klassische Altertumswissenschaft- Bd. I, J.B.Metzlerische Verlag, Stuttgart 1894, sayfa 2626-Almancadan tercüme tarafımdan

Aynı Adlı Eser, Sayfa 2626

Paulys Realencyclopädie-die klassische Altertumswissenschaft- Bd. I,J.B.Metzlerische Verlag, Stuttgart 1894,sayfa 2627-Almancadan tercüme tarafımdan

Paulys Realencyclopädie-die klassische Altertumswissenschaft- Bd. I, J.B.Metzlerische Verlag, Stuttgart 1894,sayfa 2627-Almancadan tercüme tarafımdan

 

Cuspidium Flaminium Severus kimdir?

 

Tarihi kaynaklar bu kişi hakkında şu açıklamalarda bulunur. Cuspidium Flaminius Severius, Marcus Caelius Calvinus Balbinus ve Marcus Clodius Pupenius Maximus zamanında Roma İmparatorluğunun Cappadocia Eyaletinde Valiliğe tayin edilmiştir. Yine bazı tarihi kaynaklar bu kişinin Cappadociada meydana çıkan ve küçük bir hizip olan Hıristiyanlara karşı oldukça zalimane savaş açtığını yazmaktadır. Bu zalim kişiliğine karşın Cuspidium Flaminius Severius Roma İmparatorluğunun doğu ve önemli bir eyaleti olan Cappadocia da birçok bayındırlık çalışmasını yürütür. Caesaria da ve diğer yerleşim yeri olan şehirlerde önemli yapıtlar inşa eder ve en önemlisi de Roma İmparatorluğunun hâkimiyet alanı içine giren Yol inşasında bulunur.

 

Keklikoluktaki yazılı Sütunda geçen "RESTITUERUNT" "yeniden inşa etti" sözcüğü Marcus Caelius Calvinus Balbinus ve Marcus Clodius Pupenius Maximus zamanında Roma İmparatorluğunun Cappadocia Eyaletinde Valiliğe tayin edilmiş olan bu Cuspidium Flaminius Severius'un hummalı çalışmalarının ve aynı zamanda Roma İmparatorluğunun M.S 238-244 yılları arasındaki Siyasi durumunun belgesidir.

Binlerce yıllık zaman aşımının sonucu bu belge o canlı ve hareketli dönemin çetrefilliğini bizlere şu sözlerle anlatır:

İMPERATOR

CAESAR MARCUS ANTONİUS

GORDİANO(Oğlu)AUGUSTOS ADINA

CUSPİDİUM FLAMİNİUM

SEVERUS TARAFINDAN

YENİDEN İNŞAA EDİLDİ

 

ROMA İMPARATORLUĞU

VALİSİ

(A)(Z)

37

yol stelleri(Resim: Tekin Boybeyi)

Keklikoluktaki Yazılı Sütunun Tarihi

 

Konunun burasında şu soruyla karşılaşırız. Taşın Tarihi hangi yıllara uğrar?-Bu konuda kesin bir tespit yapmak mümkün değildir. Bunu kesin tespit edememenin sebebi kesin bir tarih verilmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. Ama bu sessiz Yazılı Sütun gizemli duruşuna rağmen yinede dikildiği veya inşa edildiği tarih üzerine kulağımıza bir şeyler mırıldanır.

Dikkat edileceği gibi Kralın Unvanı üzerine şunlar söylenmektedir.

 

                                                     İMPERATOR

                                                     CAESAR

                                                     .......................

                                                     .......................

                                                     ......................

                                                     AUGUSTOS

Doğu seferine çıkmadan önceki adı Caesar Marcus Antonius Gordiano'dur. Ancak Doğu seferine çıktıktan sonra ve Persleri püskürtüp, Carrhae(Harran),Nisibis'i(Nizip) geri aldıktan sonra, hareketini daha doğuya Perslerin o günkü Başkenti olan Ktesiphon'a karşı yöneltir. İşte tam bu esnada Marcus Antonius Gordiano askerler tarafından öldürülür. Bu öldürülmenin ardından da kendisine AUGUSTOS unvanı verirler. Marcus Antonius Gordiano'ya Caesar Unvanı zaten Roma Senatosu halkın ayaklanması üzerine M.S,238 yılında verilmişti. Bu kesin olarak tarihi kaynaklarda belgelidir. Bu tarihi anlamda İmparator Marcus Antonios Gordiano M.S 244 yıllarında İMPARATOR CAESAR MARCUS ANTONİUS GORDİANO AUGUSTO olarak geçer. Bu unvanın varlığından yola çıkarak taşın dikildiği zaman yaklaşık M.S,243-244 tarihleri arası olarak tahmin edilebilir.

Bu açıklamanın ardında şu soru ortaya atılabilir. Peki, bunun III. Gordiano olması ne kadar doğru olabilir, çünkü tarihte I.Gordiano, II. Gordiano ve III. Gordiano isimleri vardır.

Bu soruya verilecek cevap çok basittir. Birincisi I.Gordiano doğrudan doğruya Caesar ilan edilmemişti. İkincisi II. Gordiano hep babasını takip etmiştir. Üçüncüsü bu unvanların hükmü altında yakın doğuya hiç açılmamışlardır. Dördüncüsü her iki Gordiano'nun adları Marcus Antonius Gordianus Sempronianus Romanus Africanus olarak hitap edilirler.

Yazılı Sütunumuzu bu analizden sonra kesinlikle İmparator Caesar Marcus Antonius Gordiano Augustos'un dönemine rast gelmekte olduğunu söyleyebiliriz ve bu tarih daha önce belirtildiği gibi M.S.243.244 yılları arasına isabet etmektedir.

En önemlisi de Cuspidium Flaminium Severus III. Gordiano'un öldürülmesinden kısa bir süre sonra öldürülür ve ölüsü Roma ya götürülür.

Romalılar ve Romalı tarihçiler tarafından Marcus Antonius Gordianoya sürekli şu hitapta bulunurlar: "pius (oğul)felix, pius felix augusto, invictus(kurban, şehit) ve tek tek seyrek olarak magnus invictus, invictissimus, fortissimus felicissimus" biçimlerine yazılı kitabelerde rastlamak mümkündür.

Böyle hitap etmelerindeki iğneli anlam çeşitli şekilde yorumlanır. Bu yorumlar onun çok genç olmasına ve aynı zamanda annesi yaşadığı dönem içinde Sarayda dümeni kontrol altında tutmasına yorumlarlar.

Paulys Realencyclopädie, Bd. I,Sayfa 2623-Almancadan tercüme tarafımdan

Keklikoluktaki Yazılı Sütunda yazılı kavramların anlam

            ve önemi

 

Bu konuda bilgi hazinemize günümüz tarihçilerinden Pleticha Schönberger-Romalılar adlı eserinde şu açıklamalarıyla katkıda bulunur.

 

AEDIL:

 

Roma Senatosu tarafından bir yıl için seçilirler. Görev ve yetkileri: Kamuoyu alanındaki Pazarları, pazarlardaki ağırlık ölçü aletlerinin ve ölçü birimlerini kontrolü, Oyunlar (eğlenceler ve kumarlar),Yangın söndürme sistemini ve Halk sağlığını gözetmekle sorumludurlar. (Pleticha Schönberger- Die Römer-Gütersloh 1977,S.60)

 

AUGUSTOS:

Bir kahramanlık unvanıdır. Ve anlamı Haşmetli, demektir

 

CONSUL:

Ülkeyi yönetme işinde yükümlü olmak koşuluyla Roma Senatosu tarafından görevlendirilirler. Consuller Senato  üyesi asilzade kişilerdir. Bu işle iki Consul görevlendirilir. Consullar Ordu komutanlığı yapar, yasa  teklifinde bulunur, Tanrıların iradesi hakkında araştırma yapmakla yükümlüdürler ve iki yıl için seçilirler.  (Pleticha Schönberger-Die Römer-Gütersloh 1977,S.60)

 

IMPERATOR:

Bu konuda bilgi kaynağımız Paulys          Realencyclopädie şunları söylemektedir.

İnpeirator; inperator; induperator- bu biçimi konuşulan dil'e yabancıdır-  şeklinde aynı anlamda çeşitli ifade biçimi var.

Anlamı: Şahıs'a =imperat(Latince);Hüküm etme =imperare; Hüküm edilen alan =imperium'dur. Geniş anlamıyla imparator, ülkede en yüksek emir ve komuta hâkimiyetine sahip şâhısa İMPERATOR denir. Başında bu kavram yalnız askeri alandaki en yüksek komutaya sahip olan şâhısa atfedilirdi, ama zaman içinde bu anlam silinmiştir, yerine aynı zamanda Senatodan seçilen ve Senato tarafından verilen en yüksek bir yetki olarak gelenekselleşmiştir. Özellikle bu yetki daha açık anlamıyla Savaş alanında büyük  karşı güç ordularını mağlup etmiş olan şâhısa verilen en yüksek bir unvandır. Önceleri Savaşta askerler tarafından yapılan ve çağrılan bir iltifat olarak başladıysa da daha sonra Senato bu konudaki inisiyatifi ele geçirerek bu isin kendi kurum görevi olduğunu belirtmiştir.

(Paulys Realencyclopädie. die Altertumswissenscahft. Bd. XVII/2.,

J.B.Metzler Buchhandlung, Stuttgart 1914 -Almancadan tercüme         tarafımdan.)

 

LEGAT:

Latince legare fiili, lex fiilinden türetilmiştir ve böylece          sorumlu görevli elçi anlamındadır. Aslında bu konudaki     hukuki hak başında Kral'a ait geleneksel(ius fetiale) bir haktı. Bu duruma zaman içinde, ülke dışında savaşmakta olan          ordunun baş emir görevlisi de gelip katıldı. Daha sonra bu hak Senatonun bir kararı ile genişletilerek,

 

 

 

 

Consullar tarafından ve ayrıca Senatonun içinde diğer söz ve     yetki hakkına sahip Senatörler de elçiler ve görevlerini tayin eder ve ülke dışında görevlendirir, oldu.

 

(Paulys Realencyclopädie-Die klassische Altertumswissenschaft, Bd.23.Halbband, J.B.Metzlerische Yayınevi, Stuttgart 1924,Sayfa 1133-Almancadan tercüme tarafımdan)    

           

MILIA PASSUM:

Bir Ayak boyu'na (uzunluğu) passus denir. Bu bir  ayağın kaldırılıp basıldığı yere kadar ve iki ayak  arasında     kalan yer olarak ifade edilmesine mille passus denir. Bunun iki defa yani çift adım ölçüsüne de milia passus denir ve Latince  mille passusun çoğulu anlamındadır. Yani bir başka şekilde ifade edilecek olursa 1 çift adım ölçüsü 1 Milia Passus'tur. Roma da bu bir uzunluk ölçüsü birimiydi. Ve kilometre taşlarının üzeri mesafeler bu ölçü birimiyle belirtilirdi. 1000 çift adım 1 mil(Roma mili) olarak bilinirdi.

Bu 1000 çift adıma milia passus denir.

(Paulys Realencyclopaedie, Bd. XXXVI, J.B.Metzlerische Buchhandlung, Stuttgart 1949,Sayfa 2099 Almancasından tercüme tarafımdan)

 

PIO:

Romalılarda soy ailesi unvanı önemli bir sosyal      gerçekliktir. Pio= oğul anlamındadır. (örneğin: Koyuncular Soyundan Mehmet'in oğlu, unvanı gibi)

 

RESTITUERUNT:

Roma İmparatorluğu döneminde çeşitli Kral ve      Senatörler tarafından defalarca yol yapımı için çalışmalar  yürütülmüştür. restituerunt yeniden inşa etmek anlamındadır.

(Manfred Schmidt, Einführung in die lateinische  Epigraphik, Darmstadt 2004,Sayfa 62-Almancadan tercüme tarafımdan)

 

PER:

Latince bir bağlaç kelimesidir ve anlamı tarafından, yada    aracılığıyla demektir.

 

PREATOR:

Roma geleneği preator sözünü praeire sözcüğü ile ilişkiye  sokar. Bu konudaki modern araştırmalar daha ileri giderek   prai-i-tor sözünü praetor=önde  giden, öncü, anlamındadır. Aslında askeri terminolojide en  yüksek emir ve komuta gücüne sahip kişi anlamında  kullanılmıştır. Anlaşılacağı gibi sözcük köken itibariyle askeri  bir terminolojidir.

Eski Roma kaynakları praetor hakkında "en yüksek devlet         mevkii" olarak söz eder.

Consul ila praetor arasındaki ilişkide, içerik olarak fazla bir ayrılığı yoktur. Bu anlamdan yola çıkarak, praetorlar consulların meslektaşı olarak addedilir. Consulla ilişkide praetorlara praetores minore denir.

Praetor, sözün kısa anlamıyla bütün idari hâkimiyete sahip kişidir.   

 

(Paulys Realencyclopädie-der klassischen Altertumswissenschaft-,Bd. XLIV, Alfred Duckenmüller Verlag, Stuttgart 1954,Sayfa 1582-1590,- Almancadan tercüme  tarafımdan)                     

 

PROPRAETOR:

( önceleri; pro praetor, bir praetor'un yerine) bu  mevkiinin taşıyıcısı bir Praetor'un yeteneği ve yetkisi olan  şahıs. Bir yıl için senato tarafından başka eyaletlerde  görevlendirilir.

(Der Neue Pauly Anzyklopädie, Bd.10, J.B.Metzler Verlag, Stuttgart 2001,Sayfa 430-431,-Almancadan tercüme  tarafımdan)

 

SENATO:

 

Roma uygarlığında devletin Yasama organıdır. İlk başlarda 300 Senatörden oluşuyordu, bu rakam tarihin daha sonraki dönemlerinde giderek yükseltilmiştir. Tarihin her döneminde Senatonun anlam ve önemi değişir.1.Krallık döneminde, 2.Cumhuriyet döneminde, 3.Askeri Kral döneminde Senato ayrı ayrı anlamlar kazanır. 1.Krallık döneminde Senatonun Kral'a hizmet eden ve yol gösteren bir işlerliği var, 2.Cumhuriyet  döneminde bütün devlet işlerinde etkin olma durumu var,3.Askeri Krallık dönemindeyse Senato ile Askeri komutanlar arasında derin bir iktidar anlaşmazlığının olduğu bir dönemdir.

(Der Neue Pauly Enzyklopädie, Bd.11,

J.B.Metzler Verlag, Stuttgart 2001, Sayfa 400.410-Almancadan tercüme tarafımdan)

Keklikoluk köyünde bulunan Yazılı Sütun Roma   İmparatorluğunun "Askeri Krallık" dönemine denk   düşmektedir.

 

SENATÖR:

Senato Üyesi ve devletin çeşitli önemli kademelerinde etki ve   yürütme görevleri olan saygın sınıf üyesi kişi.

 

PLEBIER:

Tarihte birçok değişime uğramış, her dönemde de ayrı bir anlam kazanmış bir sözcüktür. Pleib, pleibei, plebes, plebei, plebem, plebi vs. gibi değişimlere uğramıştır. Plebier sözcüğünün kökü olan ple sözü  Latince plenus sözünde tam olarak kendini bulur. Buna göre ilk başlarda Miktar(Sürü) anlamını içerir. Patrizierler veya  nobil sınıflar kavramının tam karşıtı bir anlam içerir. Bu anlamıyla plebs sözü bir şehirde yaşayan ve soylu sınıfa ait olmayan tüm halk anlamındadır

Paulys Realencyclopädie-der klassischen Altertumswissenschaft, Bd.41,Alfred Druckmüller Verlag, Stuttgart 1951,sayfa 73-Almancadan tercüme tarafımdan

 

 

 

 

Keklikoluk Köyünde bulunan Yazılı Sütun(miliaria) hakkında son söz.

 

Taşların dili olsa acaba bugünkü insanlığa neler anlatırlardı? Her halde Roma Uygarlığı da böyle bir sorunla karşılaşmış olsa gerek ki, Kültürlerinin birer yansıması olan anlayışlarını yazılarıyla taşların üstüne yazmış, dile getirmişlerdir. Keklikoluk köyünde bulunan yazılı taş sütun bunun bir kanıtıdır. Yüzyıllarca sene süren koca bir Uygarlık tarih sahnesinde silinip gitmiş, Keklikoluk toprağında bu kadar kısa ama geniş anlamlı bir anlatım ifade eden bir kaç sözcükle gömülü kalmış şekilde yansımasını bulmuştur. Keklikoluklular Roma Uygarlığının kendilerine bıraktığı bu önemli kalıtı korumasını çok iyi sağlayacaklarına eminim.

 

Keklikoluk Köyünün konum itibarıyla tarihteki önemi bu Kilometre taşının bulunması ile kanıtlanmıştır. Tarihteki önemi Keklikoluk bir yolgeçen hanı değildir. Bu topraklar bir zamanlar bir uygarlığın yaşamasına temel teşkil etmiştir. Bu tür tarihi eserler "bizim Kültür değil" şeklinde yadırganabilir. Bu tür yadırgamaları garipsememek lazım, çünkü geçmişin bilincinden koparılmış toplumlar daima kendinden önceki toplumların varlığını küçümsemişlerdir, onları kendinden saymamışlardır. Bu anlayışın sonucudur ki, toplumlar kendinden yüzyıllar hatta binlerce yıllar evveli yaşamış toplumların, uygarlıkların varlığını, onların varlığını kanıtlayan eserleri, anıtları küçümsemiş ve tahrip etmişlerdir. Bu anlayışın sonucudur ki şimdiki toplumlar bulunduğu yer ve tarihi dilimin anlam ve önemini idrak edememekte ve bunu anlamakta oldukça zorlanmaktadır.

 

Her toplumun uygarlığının seviyesi kendi uygarlığının köklerini anlamak ve bunu anlamanın verdiği anlayışla başka uygarlıklara küçümseyerek değil de onlara anlayış gösterme büyüklüğüne sahip olmaktan geçer. Başka bir halkı küçümseyen anlayış, kendi kültürüne de sahip çıkamaz. Bu çalışmayı yaparak bu zorlanan anlayışlara anlamaları için yardım etmek istedim. Umarım bunu anlayan insanlar bir araya gelerek bu konuda daha özverili bir çalışma yürütürler. Temennim budur.

 

 

Süleyman Boybeyi                       Bremen, den 13.Eylül.2007                               
 

 
        mesaj kutusu  Konuk  Defteri     

arkeolojidunyasi@gmail.com

bana ulaşmak için yukardaki maili kullanın veya üzerine tıklayın